GAYGAYE - GAY/LEZBIYEN ARKADASLIK SITESI
  Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  Forumu AraArama  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş  Arkadaşlarım
 
Sizden Gelenler
 GayGaye :Sappho's Girls :Sizden Gelenler
Mesaj icon Konu: Serbest Kürsü... Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
<< Önceki Sayfa   23 Sonraki >>
    
Yazar Mesaj
ajmerya
Usta
Usta
Simge

Kayıt Tarihi: 26 Mart 2008
Konum: Antalya
Gönderilenler: 367
Paylaşım Gücü
46%
Seviye
50%

Alıntı ajmerya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 13 Mayıs 2008 Saat 19:30

Kırıntılar saklıyorum.
Sakınıyorum kırıntılarımı senden.
Yüreğime sığdırmaya çalışıyorum aşkımı
Zor anlar, zor saatler çalıyor kapımı.
Kalkıp açmaya korkuyorum,
Sensizlik gibi bu zamanlarda.
Kalıcı misafirim olacak diye üzülüyorum

Sessizlik sarıveriyor sözlerimi
Sana anlatamıyorum,
Konuşamıyorum.
Nefesim kesiliyor
Gözlerim sanki görmüyor,
Alışmaya çalışıyorum.

Gözlerimden akmaya korkuyor yaşlarım.
Biliyorum ki rahatlayacak ruhum bu yaşlarla.
Ama gel gör ki korkuyorum.
İnsanların bakışları korkutuyor gönlümü.
Rüzgarlar esiyor fırtınalar beraberinde.
Ben farkına bile varmadan.
Rüzgar çoktan alıp gitmiş gözlerimden akan korkuyu.

Sarılıyorum sensiz bu kalbime
Dur! diyorum, sesini çıkarma.
Ağlama duyulmasın gözlerin,
Bilmesin ayrılıklar

Kalbim seni öyle özlüyor ki,
Sarılmak sadece sarılmak.
Yüzünde yüzümü saklamak.
Bırakmak beni sende bırakmak.
Unutmak dudaklarımı sende unutmak.

İstiyorum,
İstiyorum,
İstiyorum...........(.,WinkSana Hayatım.,Nefesim.,Birtanem.,Ravah'ım )

Dilediğin gibi ....
IP
ararat
Çaylak
Çaylak


Kayıt Tarihi: 09 Mayıs 2008
Gönderilenler: 21
Paylaşım Gücü
10%
Seviye
5%

Alıntı ararat Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 13 Mayıs 2008 Saat 19:38
altını ben çizdim eylülün, sonbaharlar arasında.. (a.b.ç.)
hiç deniz görmemiş bir nehrin saflığı
sözlüklere geçirirken yeni bir kelime niyetine bakışlarını,
ah tabii ki gecenin elementini bulan bir soytarıydım
asit gibi yaklaşırdım sevgilinin bazına
dağ tavşana sokulurdu, yılan suya
kendi söküğünü dikemeyen terzi
iğneyi makaraya nasıl saplarsa sinirle, örneğin
aynı maceraya düşmüş süperman’le örümcek adam
aynı aşka düşmüş iki senarist:
biri filmlerin son diyaloglarında, biri ilk diyaloglarında zorlanan!

altını ben çizdim sabırsızlığın, kemirilirken etimin (a.b.ç.)
en müstesna köşelerinde lise üçten terk, evki küçük kızlar!
pijamalı, göbekli babalar: rakının yanında mutlaka şalgam suyu içen.
ruh hastası anneler: bütün gün ya mutfakta, ya camda, ya komşuda..
bütün gün açık televizyon, bütün gün uyuyan hamamböcekleri,
bütün gün sokağı bir baştan bir başa dolaşan aylak ihtiraslar!
bütün gün’lerin hayata düşen tasası!
tezgâhtaki ölü balıkla satıcısı arasındaki o ince keskin bıçak yarası
bir memesinde dağ, bir memesinde sarnıçlar taşıyan yeryüzü!
yeryüzü: köklü halkların tabiat süsü!
rölfeyler, heykeller: deniz kenarlarında şehirlerin..
kuleler, köprüler: insan içine çıkamayan!
ölüm, korkunun aşka düşen görüntüsü!
uzaya doğru çekilen harfler
kitaplardan, aşk mektuplarından, yarı açık ceza evi ağızlardan!
bir çam ormanının kozalaklarla kurduğu telefon bağlantısı
karısını öldüren adam, abisini ihbar eden kızkardeş
kadehin dibine korkuyla yapışan salyangozlar
ringte iki boksör: biri geçmişim, biri geleceğim
ben ortada mutsuz bir hakem..

“önce saçlarını gördüm, saçlarını taradım
saçlarından sonrasını hatırlamıyorum!”
serserilik lisansı olan bir kadından konu açıyorum
avukatı gelene kadar aşk hakkında konuşmayacağını söyleyen!
rahat sevişebilmek için göğüslerini kestirmiş bir kadından
rakı içen, tesbih çeken, kaşmiş üstünde sevişen,
dudaklarını ruj yerine vişneyle boyayan
love story’leri sevmeyen bir kadından!
sarı bir plymouth’u var haftabaşların postahane önüne çektiği
torpido gözünde tevfik bey’in kırık neyi..
bagajda delik deşik turuncu iç çamaşırları
en adisinden bir şişe tütün kolonyası,
yol haritaları ve
eski bir sevgiliden kalma yükseklik korkusu!

hava muhalefeti nedeniyle alkolik olan bir kadından konu açıyorum
babası komünist: yirmi yıl yatmış
yirmi yıl yattıysa elli yıl, yüz yıl, yüzyıllar uyanmış işin doğrusu
ufak bir dükkânı varmış sirkeci’de
hani şu saat kayışı, çakmak, iskambil kâğıdı satanlarından,
yürek kadar dar, yürek kadar geniş bir dükkân!
baba ise
polislerin şüphelenecekleri kadar güzel gülümseyen bir adam..
o zamanlar henüz yirmi beşinde
annesi lise üç’ten terk, evli küçük kızlardan!
türkan şoray’ın mor eşarbıyla evli, ayhan işık’ın çapkın bakışlarıyla..
evde akşam yemeğinde selma güneri’yle, dışarda bakkalda
orhan günşiray’la evli bir küçük kız! içten içe alevi!
camdan, neşeden, buhardan!
lise üç’ten terk demiş miydim, evet, demiştim
lise üç’e kadar karneleri hep dayı dayağından!
karşılaşmışlar bir şekilde, kızın yüzünü çil basmış buram buram
oğlanın soluğu sakız
işte, aileler girmiş araya, gelmelerdi gitmelerdi derken
şiddetli bir eylül öğleden sonrası beyoğlu evlendirme dairesi-
ne teğet geçen bir nikâhla
her yerlerinden yapışmışlar!
ikisi de utanmışlar badem şekeri dağıtamadıkları için
davetiyeler oyal marka zarflarda, en ucuzundan!

kadın, annesinin rahmine
gerdek gecesi düşmüş büyük bir gürültüyle
sanırım altıncısında!
aksilik bu ya, doğumu sırasında baba içerde
rus malı tabaka bulmuş dükkânda polis
anne can vermiş ameliyathane masasında!

azra koymuşlar bebeğin adını!
gözleri mavinin soğuğu, saçları siyah, teni beyaz!
okyanuslar, bakışlarının kötü birer taklidi
fırtınalar saçlarına hayran
teni cami avluları gibi huzur verici, sessiz ve hüzünlü biraz!
bambaşka masallarla büyümüş azra
darbeler yapılan memleket hikâyeleriyle, idamlarla, kahpelerle
filtresiz bafra götürürmüş görüş günlerinde babasına
sigara paketlerinin içine sakladığı nâzım mısraları
elbette güç olmuş, umut olmuş belli bir zaman adama!
gel gelelim, baba da sizlere ömür yine bir eylül akşamında!
yağmurun altında kalıp da ölen babalar kadar
acı bir şey yoktur bu dünyada!

satıp sirkeci’deki dükkânı
sarı bir plymouth almış azra on dokuzunda!
jilet gibi bir araba! sarı kısrakkk gibi bir araba!
bir devrim sabahı kadar hızlı bir araba!

istanbul bu! sustalının açılırken çıkarttığı ses kadar
faydası yoktu korkuya, yalnızlığa!
yollar çeker insanı
uzaklaştıkça ölümden, ölü şehirlerden
yaklaştıkça küçük hayatların kıyısına
ah azra! yine bir eylül akşamı girmiş
papatya tarlalarının arasından bu yeni kuş yuvasına!

haftabaşları postane önüne çekerdi arabasını azra
castro’ya yazdığı mektupları atardı
ilk aşkına yazdığı mektupları atardı kapının önünde yere!
ben onun saçlarını görürdüm, saçlarını tarardım gözlerimle
saçlarından sonrasını hiç hatırlamadım bir daha ömrümde!

azra’nın başından geçenleri
kaldığım pansiyonun sahibi anlattı,
uzaktan bir piyano sesi duydum sanki
chopin çalıyordu biri bu garip anadolu kasabasında;
gazeteciydim meraklıydım
lacivert bir devedikeniydim belalı basında.

ayağa kalkıp sonbaharı, eylülü kokladım
azra, dedim, azra olsun benim de doğacak kızımın adını

altını çizdikçe bunların
üstü açık kaldı acının:

acıya da bir kafiye uyduracaktım
gece bitti
aşk bitti
kin bitti

azra’ya söylenecek söz
kendi kadrime kıymet baltını ben çizdim eylülün, sonbaharlar arasında.. (a.b.ç.)
hiç deniz görmemiş bir nehrin saflığı
sözlüklere geçirirken yeni bir kelime niyetine bakışlarını,
ah tabii ki gecenin elementini bulan bir soytarıydım
asit gibi yaklaşırdım sevgilinin bazına
dağ tavşana sokulurdu, yılan suya
kendi söküğünü dikemeyen terzi
iğneyi makaraya nasıl saplarsa sinirle, örneğin
aynı maceraya düşmüş süperman’le örümcek adam
aynı aşka düşmüş iki senarist:
biri filmlerin son diyaloglarında, biri ilk diyaloglarında zorlanan!

altını ben çizdim sabırsızlığın, kemirilirken etimin (a.b.ç.)
en müstesna köşelerinde lise üçten terk, evki küçük kızlar!
pijamalı, göbekli babalar: rakının yanında mutlaka şalgam suyu içen.
ruh hastası anneler: bütün gün ya mutfakta, ya camda, ya komşuda..
bütün gün açık televizyon, bütün gün uyuyan hamamböcekleri,
bütün gün sokağı bir baştan bir başa dolaşan aylak ihtiraslar!
bütün gün’lerin hayata düşen tasası!
tezgâhtaki ölü balıkla satıcısı arasındaki o ince keskin bıçak yarası
bir memesinde dağ, bir memesinde sarnıçlar taşıyan yeryüzü!
yeryüzü: köklü halkların tabiat süsü!
rölfeyler, heykeller: deniz kenarlarında şehirlerin..
kuleler, köprüler: insan içine çıkamayan!
ölüm, korkunun aşka düşen görüntüsü!
uzaya doğru çekilen harfler
kitaplardan, aşk mektuplarından, yarı açık ceza evi ağızlardan!
bir çam ormanının kozalaklarla kurduğu telefon bağlantısı
karısını öldüren adam, abisini ihbar eden kızkardeş
kadehin dibine korkuyla yapışan salyangozlar
ringte iki boksör: biri geçmişim, biri geleceğim
ben ortada mutsuz bir hakem..

“önce saçlarını gördüm, saçlarını taradım
saçlarından sonrasını hatırlamıyorum!”
serserilik lisansı olan bir kadından konu açıyorum
avukatı gelene kadar aşk hakkında konuşmayacağını söyleyen!
rahat sevişebilmek için göğüslerini kestirmiş bir kadından
rakı içen, tesbih çeken, kaşmiş üstünde sevişen,
dudaklarını ruj yerine vişneyle boyayan
love story’leri sevmeyen bir kadından!
sarı bir plymouth’u var haftabaşların postahane önüne çektiği
torpido gözünde tevfik bey’in kırık neyi..
bagajda delik deşik turuncu iç çamaşırları
en adisinden bir şişe tütün kolonyası,
yol haritaları ve
eski bir sevgiliden kalma yükseklik korkusu!

hava muhalefeti nedeniyle alkolik olan bir kadından konu açıyorum
babası komünist: yirmi yıl yatmış
yirmi yıl yattıysa elli yıl, yüz yıl, yüzyıllar uyanmış işin doğrusu
ufak bir dükkânı varmış sirkeci’de
hani şu saat kayışı, çakmak, iskambil kâğıdı satanlarından,
yürek kadar dar, yürek kadar geniş bir dükkân!
baba ise
polislerin şüphelenecekleri kadar güzel gülümseyen bir adam..
o zamanlar henüz yirmi beşinde
annesi lise üç’ten terk, evli küçük kızlardan!
türkan şoray’ın mor eşarbıyla evli, ayhan işık’ın çapkın bakışlarıyla..
evde akşam yemeğinde selma güneri’yle, dışarda bakkalda
orhan günşiray’la evli bir küçük kız! içten içe alevi!
camdan, neşeden, buhardan!
lise üç’ten terk demiş miydim, evet, demiştim
lise üç’e kadar karneleri hep dayı dayağından!
karşılaşmışlar bir şekilde, kızın yüzünü çil basmış buram buram
oğlanın soluğu sakız
işte, aileler girmiş araya, gelmelerdi gitmelerdi derken
şiddetli bir eylül öğleden sonrası beyoğlu evlendirme dairesi-
ne teğet geçen bir nikâhla
her yerlerinden yapışmışlar!
ikisi de utanmışlar badem şekeri dağıtamadıkları için
davetiyeler oyal marka zarflarda, en ucuzundan!

kadın, annesinin rahmine
gerdek gecesi düşmüş büyük bir gürültüyle
sanırım altıncısında!
aksilik bu ya, doğumu sırasında baba içerde
rus malı tabaka bulmuş dükkânda polis
anne can vermiş ameliyathane masasında!

azra koymuşlar bebeğin adını!
gözleri mavinin soğuğu, saçları siyah, teni beyaz!
okyanuslar, bakışlarının kötü birer taklidi
fırtınalar saçlarına hayran
teni cami avluları gibi huzur verici, sessiz ve hüzünlü biraz!
bambaşka masallarla büyümüş azra
darbeler yapılan memleket hikâyeleriyle, idamlarla, kahpelerle
filtresiz bafra götürürmüş görüş günlerinde babasına
sigara paketlerinin içine sakladığı nâzım mısraları
elbette güç olmuş, umut olmuş belli bir zaman adama!
gel gelelim, baba da sizlere ömür yine bir eylül akşamında!
yağmurun altında kalıp da ölen babalar kadar
acı bir şey yoktur bu dünyada!

satıp sirkeci’deki dükkânı
sarı bir plymouth almış azra on dokuzunda!
jilet gibi bir araba! sarı kısrakkk gibi bir araba!
bir devrim sabahı kadar hızlı bir araba!

istanbul bu! sustalının açılırken çıkarttığı ses kadar
faydası yoktu korkuya, yalnızlığa!
yollar çeker insanı
uzaklaştıkça ölümden, ölü şehirlerden
yaklaştıkça küçük hayatların kıyısına
ah azra! yine bir eylül akşamı girmiş
papatya tarlalarının arasından bu yeni kuş yuvasına!

haftabaşları postane önüne çekerdi arabasını azra
castro’ya yazdığı mektupları atardı
ilk aşkına yazdığı mektupları atardı kapının önünde yere!
ben onun saçlarını görürdüm, saçlarını tarardım gözlerimle
saçlarından sonrasını hiç hatırlamadım bir daha ömrümde!

azra’nın başından geçenleri
kaldığım pansiyonun sahibi anlattı,
uzaktan bir piyano sesi duydum sanki
chopin çalıyordu biri bu garip anadolu kasabasında;
gazeteciydim meraklıydım
lacivert bir devedikeniydim belalı basında.

ayağa kalkıp sonbaharı, eylülü kokladım
azra, dedim, azra olsun benim de doğacak kızımın adını

altını çizdikçe bunların
üstü açık kaldı acının:

acıya da bir kafiye uyduracaktım
gece bitti
aşk bitti
kin bitti

azra’ya söylenecek söz
kendi kadrime kıymet bulamadım! 

küçük iskender

IP
ararat
Çaylak
Çaylak


Kayıt Tarihi: 09 Mayıs 2008
Gönderilenler: 21
Paylaşım Gücü
10%
Seviye
5%

Alıntı ararat Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 13 Mayıs 2008 Saat 22:33
NİCEDİR ÖZLEMİŞİM
 
Nicedir özlemişim
Bu rüzgarı
Hani Doğu'da eser
Bahar akşamları

Nicedir özlemişim
Bir elma ağacının
Dibine oturmayı

Nicedir özlemişim
Şoseleri,dağları

Nicedir özlemişim
Bir dosta sarılıp
Ağlamayı

Ataol Behramoğlu
IP
ararat
Çaylak
Çaylak


Kayıt Tarihi: 09 Mayıs 2008
Gönderilenler: 21
Paylaşım Gücü
10%
Seviye
5%

Alıntı ararat Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 13 Mayıs 2008 Saat 22:40
İstersen Hiç Başlamasın

İstersen hiç başlamasın
Bu hikaye eksik kalsın
Onca yaraların ardından
Yeni bir aşk yaratamazsın
Örselenmiş bir çocukluk
İşte benim bütün hikayem
Kaç sevda geçse de yüreğimden
Bu yıkıntıları onaramazsın

İstersen hiç başlamasın
Geç kalmışız birbirimize
Yanlış kapılarla geçmiş bunca yıl
Dönemeyiz artık ilk gençliğimize
İstersen hiç başlamasın
Söz verelim kendimize.

Murathan Mungan
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 14 Mayıs 2008 Saat 17:54
               ..........   Mümküm  Olsa   ...........
 
Mümkün olsa, acıdan sevinçler, sevinçten umutlar yapardım
bölüp yüreğimi binbir pare acılara, yağmur bulutları olup 
dünyadaki bütün insanlara, gökten rahmet diye sevgi saçardım…
Ah! Mümkün olsa rüzgar olur eserdim bozkırlarda,ovalarda
dağ - bayır demez dolaşırdım,
Her akşam odalarına sızardım uyurken insanların... 
iyiye güzele sevgiye dair masallar fısıldardım yüreklerine,
üstlerini usulca örter,alınlarından sevgiyle öperdim,
sonra da usulca geldiğim gibi, çekip giderdim...
Mümkün olsa, ulu bir çınar olurdum, baharı yaşardım dört mevsim.
yağmurlarla yıkayıp dallarımı, rüzgarlarla kurulardım…
sevgiden bir elbise giyip gövdeme, İnsanları kucaklardım her kış! ..

Ah! Mümkün olsa, toprak olurdum, Sevgi tohumları yetiştirirdim bağrımda., 
Çiçek olur açardım bağ - bahçe, dağ - ova, yeryüzüne salardım kokumu…
yağmurun yağmadığı ülkelere, billurdan damlalar dökerdim gözlerimden…


Mümkün olsa, savaştan barış, barıştan insan yapardım
acıdan sevinç, sevinçten umut, umuttan dostluk yapardım 
katı kalplerden kurşun niyetine sıkılan fikirleri bir bir derleyipsevginin pınarının gözünde yıkar, rüzgarların ellerine bırakırdım    
her nefes alışlarında sevgi tohumları olarak kalplerine atardım…

Ah! Mümkün olsa, soğuk bir pınar olurdum
su verirdim bağrı yanmışlara
kinleri, kötülükleri, acıları siler, sevgiyle yıkardım yürekleri
akıp giderdim diyar diyar….....Approve
 




IP
selens
Kadim Üye
Kadim Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 27 Nisan 2008
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 1257
Paylaşım Gücü
70%
Seviye
75%

Alıntı selens Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 15 Mayıs 2008 Saat 12:51
anqel_of_mine'nin hepinise slmı var (: ki belirtmek isterim madem serbest kürsü :S bu 5 qünlük uzaklaştırılma çok fazla.! 
...
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 15 Mayıs 2008 Saat 18:30
.... Dostlardan gelen Selam... bizde de gönülde yerini bulmuştur...Hug..." Ve  aleyküm Selam "... sanada  Dostum..Meleğim .....Approve
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 15 Mayıs 2008 Saat 18:47

......  Gözlerin  Mezopotamya ...... 



Gözlerin gönül ülkesine akan iki ırmak
Bir gözün dicle,bir gözün fırat
 
Çorak gönüllere akıyor
Yüreklerde düğümlenerek
O en ulvi nidasıyla ya rab! ..
Akıyor kurumuş denizlere şattülarap
Gözlerin yeşilin her tonunda ırmak
Asırlar süren bir sevdanın bitmeyen sesi
Kesilmeyen bir akışın tarihi sorgusu
Her zerrede canlanan doğum sancısı
Ve gözlerin mezopotamya
Vadilerin en soylusu.
Gözlerin ölü yaşamlara can veren
Mümbit toprakların ülkesi
Donuk bakışlarda yeşeren fidanlık
Dört mevsimi tek mevsimde yaşayan
Bir aşkın öyküsü...
Gözlerin yüreklere akıyor
İki nehri birleştiren tek nehir gibi
Suyu çekilmiş gönüllere su verir gibi
Güneşi içen gözlerin...
Gözlerim gözlerine akıyor
İki kutsal ırmak arasında
Yeşilde yüzer gibi...
Gözlerin gönül ülkesine akan iki ırmak
Bir gözün dicle,bir gözün fırat
Ve gözlerin mezopotamya
Akıyor gönül denizlerine
Ya rab! ..
Akıyor çağıl çağıl şattülarap.... 

                                   AHMET TIGLI

 

IP
ajmerya
Usta
Usta
Simge

Kayıt Tarihi: 26 Mart 2008
Konum: Antalya
Gönderilenler: 367
Paylaşım Gücü
46%
Seviye
50%

Alıntı ajmerya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 15 Mayıs 2008 Saat 21:56

Hasret bulutları gözlerimin içinde duman duman
sis olup ağıyorum uçurumlara her gece
ayazlara, fırtınalara sarılıyorum
yaprak yaprak savruluyorum sokaklara

Her gece yıldızlarla dertleşiyorum
rüzgarlara anlatıyorum seni sevdiğimi
sulara, ırmaklara, anlatıyorum özlemlerimi
kirpiklerimden süzülen damlalar sızlatır yüreğimi
oturup ağlarım nisan yağmurları gibi.

Söyle ey rüzgarın sesi, uçurumlar saklarmı yaraları
yaprak yaprak düşüyorum hayattan işte
çözülmüşüm, dağılmışım, üşüyorum.,
ne yana dönsem,sensizlik, içimde mevsim şimdi sonbahar
ne yana dönsem yokuğundan oluşmuş uçurum yaraları
şimdi sensiz,başımda gönlümde eser,sevdan rüzgar ..,                              

                                              (Hayatıma,Nefesime., Birtanem Sana.,Wink)
Dilediğin gibi ....
IP
ajmerya
Usta
Usta
Simge

Kayıt Tarihi: 26 Mart 2008
Konum: Antalya
Gönderilenler: 367
Paylaşım Gücü
46%
Seviye
50%

Alıntı ajmerya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 15 Mayıs 2008 Saat 22:58
İlan-ı aşk ediyorum benimle evlenir misin
Beraber yaşlanmaya gönülden söz verir misin
Bilki Bende Seni seviyorum Sana  gönülden söz veriyorum
Hayatta yaşadığım sürece.,iyi günde kötü günde
Sadece ve sadece senin eşin ve kadınınım.,diyorum ., ( Hayatıma )
            
                                      Le olaım Ani ohev otach.,..Ravah..,.Wink
Dilediğin gibi ....
IP
Melevan
Kadim Üye
Kadim Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Nisan 2008
Gönderilenler: 1773
Paylaşım Gücü
74%
Seviye
75%

Alıntı Melevan Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 16 Mayıs 2008 Saat 18:37
kızma sakın ajmeryan ama sen söylediğine göree.,bir sır var bu sözlerde!..biliyorum!..kusura bakma ama .,bende diyeceğim bunları cevap verir belki de..ya kısmet.." Le olaım Ani ohev otach..Ravah"..Wink..LOL
                     Her Hakkım Saklıdııııy.... ® ™
IP
ajmerya
Usta
Usta
Simge

Kayıt Tarihi: 26 Mart 2008
Konum: Antalya
Gönderilenler: 367
Paylaşım Gücü
46%
Seviye
50%

Alıntı ajmerya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 16 Mayıs 2008 Saat 23:33
ya hawa mali m'dounya wessnin wannaa mashya hayranna fill ravah.! annaa.,
 
                                 Le olaım Ani ohev otach.,..Ravah..,.(Hayatım.,Wink)         
Dilediğin gibi ....
IP
ajmerya
Usta
Usta
Simge

Kayıt Tarihi: 26 Mart 2008
Konum: Antalya
Gönderilenler: 367
Paylaşım Gücü
46%
Seviye
50%

Alıntı ajmerya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 17 Mayıs 2008 Saat 18:38
Hayatıma.,Nefesime
Dilediğin gibi ....
IP
ajmerya
Usta
Usta
Simge

Kayıt Tarihi: 26 Mart 2008
Konum: Antalya
Gönderilenler: 367
Paylaşım Gücü
46%
Seviye
50%

Alıntı ajmerya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 17 Mayıs 2008 Saat 21:25
Dilediğin gibi ....
IP
ajmerya
Usta
Usta
Simge

Kayıt Tarihi: 26 Mart 2008
Konum: Antalya
Gönderilenler: 367
Paylaşım Gücü
46%
Seviye
50%

Alıntı ajmerya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 17 Mayıs 2008 Saat 21:35
Dilediğin gibi ....
IP
ajmerya
Usta
Usta
Simge

Kayıt Tarihi: 26 Mart 2008
Konum: Antalya
Gönderilenler: 367
Paylaşım Gücü
46%
Seviye
50%

Alıntı ajmerya Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 17 Mayıs 2008 Saat 22:11
Dilediğin gibi ....
IP
Melevan
Kadim Üye
Kadim Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Nisan 2008
Gönderilenler: 1773
Paylaşım Gücü
74%
Seviye
75%

Alıntı Melevan Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 18 Mayıs 2008 Saat 10:49

Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim?

Neden?

Neden olacak, korkuyorum!

Korkuyor musun?

Evet ya, korkuyorum.
Çünkü seni seversem hemen huyun suyun değişecek.
Sende sevdiğim şeyler farklılaşacak.
Şımaracaksın. Beğenmez olacaksın artık beni.
Çünkü ben artık muhtaç olmuş olacağım sana, senin gözünde.
Öyle değil mi? Bilmez misin?
Muhtaç olmak acizliktir.
Simdi seni sevdiğim için cezalandıracaksın beni biliyorum!
Hor göreceksin. Bekleteceksin. Aramayacaksın.
Menfaatlerin ön plana çıkacak.
Şayet menfaatlerini de sevmezsem beni sileceksin.
Yalan mı? Sileceksin işte!
Sonra her gün benden azar azar uzaklaştığını seyredip kahrolacağım.
Yahu ben bir sevenim. Yani seni sevgimle onurlandırmış bir insan.
Dünyayı ayakta tutacak insan kudretinin adıdır Sevgi...
Simdi ben sevdim diye, bu kudrete ve cesarete sahip oldum diye sen beni nasil ve ne hakla cezalandirabilirsin?
Aklım almıyor. Zeka seviyem de. insanlığım da. Yüreğim de.
Yok! "Seni seviyorum" cümlesini çok sarf etme eskir!
Yok! Herkese "seni seviyorum" deme, sadece aşık olunca kullan!
Yok! "Seni seviyorum" demeden önce bin bir hokkabazlık yap ve şirin görün ki sevdiğin sevildiği için kendini dev aynasında görmesin, onu inlet, surundur, aklini başına getirt, mahvet!

Neden?

Çünkü, bu makbul..
Kaç....sevsen de sevmesen de kaç!


Neden?


Çünkü kaçan kovalanır aptal! Kaçan kovalanır...
İyi de, neden sevdiğim için kaçıyorum ki? Ben kaçacak ne yaptım?
Kaçarak daha mı makbul olacağım? Kaçarsam daha mı kıymetim anlaşılacak?
Sevmek utanç verici bir şey mi ki kaçmam gerek?!
Anlayamıyorum...
Oysa ben zaten sevdiğimi severek devleştirmişimdir.
Onun dev aynasında kendisini yeniden devleştirmesine ne gerek var ki?
Bir görebilse benim gözlerimle kendini, eminim kıskanacaktır bendeki kendisini...
Yok ama yok!
Bilmez sevgililer sevilmenin eşsizliğini, bilmez...
Ondandır bol keseden sevgiyi böyle tüketişleri...
Ben hiç şımarmayan, değişmeyen, yozlaşmayan, uçup gitmeyen, tükenmeyen sevgi görmedim.
Korkuyorum. Hep sevdiğim için cezalandırıldım.
Artık "seni seviyorum" derken bana tuhaf tuhaf bakmayacak varlıkları daha çok sevmeye niyetliyim.
Bir çiçek gibi... Bir hayvan gibi... Bir dağ manzarası gibi...
Bir su damlacığı gibi...
Çünkü hepsinin insanlarda var olan bir büyük silahtan arındırılmışlığı var.
Yani dilleri yok, dilleri! Konuşamazlar, sadece dinlerler...
Sevginizi anlayarak hissederek dinlerler.
Onlara "Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim? " demeniz gerekmez.
Direkt söylersiniz sevginizi hesapsızca, umarsızca...
Saymadan...

Ve sevgimi ifade edecek her türlü çılgınlığı hesapsızca yapmak istiyorum..
Gurur denilen sözcüğü sözlüklerden çıkartmak, sevdiğim için sevilerek ödüllendirilmek istiyorum...

 Bu yazı alıntıdır. Bir yerde rastlayıp arşivime atmış idim sizinle paylaşmak istedim.

                     Her Hakkım Saklıdııııy.... ® ™
IP
Melevan
Kadim Üye
Kadim Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Nisan 2008
Gönderilenler: 1773
Paylaşım Gücü
74%
Seviye
75%

Alıntı Melevan Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 18 Mayıs 2008 Saat 10:55

3 pire bir gün kadının göbeğinde buluşur.
biri kadının memesine doğru gidecek biri anüs, biride vajinasına gitcekmiş
10 dk sonra aynı yerde buluşacaklarmış aradan 10 dk geçmiş bluşmuşlar
memeye doğru giden pirreye sormuşlar:
- ee olm ne oldu demişler.
1.pire:
- sorma kardas iki tane kocaman dağ vardı çıktım çıktım bitirmedim
geri döndüm demiş.peki sen ne yaptın demiş.
2. pire kadının anüsü’ne giden:
- yaw kardas iki tane kocaman dağ vardı arasında da kocaman y*rık-
vardı,arasına düştüm sonra zoooooort diye bi ses geldi az daha-
ölüyodum geri döndüm demiş.
3. pirenin üstü sırılsıklammış sormuşlar:
- sana ne oldu böle üstün sırılsıklam:
3.pire :
- yaw gittim kocaman bi orman vardı ormandada kocaman bi yılan vardı-
yılan bni kovaladı orda bi mağra buldum mağaranın içine girdim.
girdi çıktı girdi çıktı bakdıki yakalayamayacak tükürdü kaçtı p*zevenk demiş....

                     Her Hakkım Saklıdııııy.... ® ™
IP
Melevan
Kadim Üye
Kadim Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Nisan 2008
Gönderilenler: 1773
Paylaşım Gücü
74%
Seviye
75%

Alıntı Melevan Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 18 Mayıs 2008 Saat 10:58

Kasabanin birinde bir papaz ve onun iki tane papagani varmis. Papaganlar da papaz gibi oldukca inancli ve dindarlarmis.
Sabah aksam kafeslerinde oturup incil okuyup dua ederlermis.
Papazin cemaatinden bir kadinin da 2 tane disi papagani varmis.
Papazin erkek papaganlari ne kadar ahlakliysa, kadinin disi papaganlari da o kadar ahlaksizmis.
Eve gelen misafirlerin onunde 'erkek istiyozzz!' diye bagirirlarmis.
Kadin sonunda dayanamamis ve papaza akil danismaya gitmis. Papaz da:
-Sen getir onlari bana benim papaganlarin kafesine koyalim da ahlak ogrensinler biraz, demis.
Kadin da almis papaganlari getirmis papazin evine. Daha kafese girer girmez disi papaganlaradan birisi:
-Hey yakisikli, iki tane ucuz *ahişe ister misiniz kafesinizde, diye sormus.
Erkek papaganlardan biri otekine donup soyle dem
-Oğlum bütün dualarimiz kabul oldu lan sonunda...LOL

                     Her Hakkım Saklıdııııy.... ® ™
IP
Melevan
Kadim Üye
Kadim Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Nisan 2008
Gönderilenler: 1773
Paylaşım Gücü
74%
Seviye
75%

Alıntı Melevan Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 18 Mayıs 2008 Saat 11:02

 

Günlerden birgün, ormanlar kralı aslan artık tatil yapma zamanının geldiğini düşünererek,uzaklara dinlemeye gitmeye karar vermiş..ve toplamış tüm orman hayvanlarını;
-bakın arkadaşlar,artık dinlenmeye gidiyorum.birsüre yokum.benim yokluğumda vekilim tilki kardeş tir.o ne derse itaat edin ve benim emirlerimmiş gibi uyun!tek yetkili tilkidir...
Demiş ve gitmiş..tabi bizim tilki deki havaları görseniz..
Hemen ertesi gün teftişe çıkmış tilki..orada ağaçta sallanan goril sürüsünü görmüş..en irilerinden birine yaklaşıp kıçına bir parmak atmış ki..gorilde şimşekler çakmış tabi.tam altına alıp parçalıycak tilkiyi,aklına gelivermiş..tilki vekil.aslanın vekili.tutmuş kendini,sıkmış dişini ordan uzaklaşmış..
Derken,tilki dahada şımararak giderken fil sürüsüne rastlamış..aynı güvenle koca bir file yine parmak atmış..fil yerinden zıplayarak bakmış ki bu işi yapan küçücük tilki..sinirlenmiş tam altına alacak..aklına gelivermiş..tutmuş kendini,uzaklaşmış oradan..
Neyse bizim tilki daha da güvenerek ilerlerken bir ağaç kovuğunda bal yiyen kocaman bir ayı görmüş..sessizce yaklaşıp öyle bir parmak atmış ki..ayı hışımla arkasına dönmesiyle karşısında sırıtan tilkiyi görünce dellenmiş..almış altına tilkiyi,başlamış becermeye..yarım saat sonra siniri geçip atmış tilkiyi uzaklaşmış..tilki de perişan bir şekilde ordan topallayarak uzaklaşırken söyleniyormuş...
- ....mına koduğumun ayısı...zaten hiç bir toplantıya da katılmaz ki..LOL

                     Her Hakkım Saklıdııııy.... ® ™
IP
Melevan
Kadim Üye
Kadim Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Nisan 2008
Gönderilenler: 1773
Paylaşım Gücü
74%
Seviye
75%

Alıntı Melevan Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 18 Mayıs 2008 Saat 11:08
Manevra varmış. Mehmet elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş: -Düşman önden gelirse ne yaparsın?
Mehmet cevaplamış.
Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse diye; tekrar tekrar sormuş komutan.
Mehmet bunları da cevaplamış.
 Komutan en sonunda: - "Ya düşman tepeden gelirse?" deyince;
 - "Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım?"..LOL
                     Her Hakkım Saklıdııııy.... ® ™
IP
Melevan
Kadim Üye
Kadim Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 01 Nisan 2008
Gönderilenler: 1773
Paylaşım Gücü
74%
Seviye
75%

Alıntı Melevan Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 18 Mayıs 2008 Saat 11:23

Sölesene beni kaç harfle sevdin?
Hani anlat desem içindeki sevgiyi; ilk kelimenden sonra kaç dakika sürer?
Zamanı ellerimle yakasından tutup havaya kaldırsam ne kadar anlatırdın?
Hadi anlatsana beni kaç harf sevdin?

Oyuna mı geldin sevgili?
Kandırdım seni az önce..
Bana olan sevgin kaç harf diye sordum, sende bana anlatmaya başladın...
Cümlelerle kelimeleri süsleyerek anlatmak yeterli oldu.
Demek sadece '' SENİ SEVİYORUM '' da özetim..
Oysa bana yaşadığımızı sandığım bu büyük aşkı tarif edememen lazımdı..
Ağzından hiç bir kelime çıkmamalıydı..
Düğümlenmeliydi ses tellerin, ellerin titremeli, avuçların terlemeliydi..
Bocalamalıydın...
Her anlatmaya kalktığında saçmalayıp, örneklerle izah etmeye çalışmalıydın...
Başaramamalıydın...
Anlamını bilecek kadar bir aşk bize yakışmazdı oysa..
Bak sokaklara hep onlarla dolu.
Ellerinden tutabildiğin bir aşk bu sendeki..
Bana olan sevgini özetleyememeliydin sevgili.
Özetlenecek bir aşk sadece kitaplara konu...
Yazılabilecek kadar basit bir aşkı, ben bir damla gözyaşıyla anlatırdım sana...

Bana benim sorumu sorma sevgili..
'' Peki sen anlat o zaman. '' deme bana..!
Beni sadece 16 harf seven birisine ben ne anlatayım?..

 

                     Her Hakkım Saklıdııııy.... ® ™
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 19 Mayıs 2008 Saat 09:50
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 19 Mayıs 2008 Saat 15:26
   .....  Toprağın  Sesi   ..... 
 
Ey İnsan...
Üzerimde ; gezip dolaşıyorsun!
İçimde ; hareket edemeyeceksin!
Üzerimde ; günah işlersin!
İçimde ; hesap vereceksin!
Üzerimde ; gülüyorsun!
İçimde ; ağlayacaksın!
Üzerimde ; neşelenirsin!
İçimde ; mahzun olacaksın!
Üzerimde ; mal topluyorsun!
İçimde ; pişman olacaksın!
Üzerimde ; haram yiyorsun!
İçimde ; kurtlar seni yiyecek!
Üzerimde ; hile yapıyorsun!
İçimde ; zelil olacaksın!
Üzerimde ; sevinçlisin!
İçimde ; üzüntüye düşersin!
Üzerimde ; ışıkta geziyorsun!
İçimde ; karanlığa düşersin!
Üzerimde ; herkesle berabersin!
İçimde ; yalnız kalacaksın,............. Approve
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 19 Mayıs 2008 Saat 16:00

Ey Yaradanım,,

Kalbime Öyle bir insan koy ki, o insan seninde sevdiğin olsun,
Onunla ele ele tutuştuğumuzda, ikimizin üzerinde senin elin olsun...
 
Bana öyle bir sevgili verki, gözlerinde baktığımda ruhunun derinliğinde sana varayım,
Öyle bir sevgili verki bana, Ona sarıldığımda kainat bize baksın birbirine sarılsın...
 
Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın,kötüler iyilere özensin,sevgimizle ölüler birer birer uyansın...
Öyle  sevelimki birbirimizi, gökler yerlere uzansın,topraklar göğe yükselsin,
dünya sevgiyle gelin misali süslenip bezensiz,cennetler baktıkça yeryüzüne sevinçten imrensin......Approve
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 19 Mayıs 2008 Saat 16:36
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 19 Mayıs 2008 Saat 16:50
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 19 Mayıs 2008 Saat 17:50
Zor be dostum zor...,
iki ahengli kelimeyi yan yana dizmekle şair olunmuyor,
yenik düştüm edebiyat'a,dil kurallarına, hayata.,
veya oysa yenildim işte.,hemde onulmaz biçimde.,
Başım dik değil onca gönlü yüce dili nehir, şair arasında
Ne yüreğim kavi ne ayağım seyirtken,
Ne Özlemim kaldı ne özlediğim...
 
Bıktım hayatı beceriksizce yaşamaktan,
Beylik sloganlardan,mürayi merhabalardan
Ne  Dava haramisi
Ne entellektüel sanat çığırtkanı
Ne  ütopya devşirmeni
Hepsi insan olabilmek içindi çabamı...
Yada kalabilmek içindi............................Approve 
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 19 Mayıs 2008 Saat 18:05
IP
Guests
Misafir
Misafir
Paylaşım Gücü
0%
Seviye
0%

Alıntı Guests Cevaplabullet Gönderim Zamanı: 19 Mayıs 2008 Saat 18:19
IP
<< Önceki Sayfa   23 Sonraki >>
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


 
Gaygaye.com